|
Cehennem... Allah'ın "Kahhar" (Kahredici), "Cebbar"
(istediğini zorla yaptıran), "Muntakim" (intikam alıcı) gibi
isimlerinin sonsuza dek tecelli edeceği bu yer, insana her
yönden acı vermek için özel bir yaratılışla yaratılmıştır.
Kuran ayetlerinde cehennem yaşayan bir canlı gibi tasvir
edilir. Bu canlı, inkarcılara karşı öfke, nefret, hınç ve
istekle doludur. Yaratıldığı günden beri, sabırsızlıkla,
Yaratıcımızı inkar eden kafirlerden intikam almayı
beklemektedir. Cehennem, ayetlerde belirtildiğine göre, insana
delicesine susamıştır. Kafirlere olan nefretinden çılgına
dönmüştür. Yalanlayanları gördüğünde öfkesinin şiddetinden
parçalanacak gibi olur. Bu ateşin yaratılışının tek amacı
vardır; kahredici bir azap vermek. O da görevini yapacak,
acıların en büyüğünü verecektir.
İnkar
edenler, Allah'ın huzurunda hesaba çekildikten sonra
kitaplarını sol yanlarından alırlar. Bu an, sonsuza dek içinde
kalacakları cehenneme sürülecekleri andır. Kafirler için
hiçbir kaçış imkanı yoktur. Hazır bulundurulan milyarlarca
insanın yarattığı mahşer kalabalığı kafirler için bir kurtuluş
ya da gözden kaçma imkanı yaratmaz. Kimse bu kalabalığın
arasına karışıp kendisini unutturamaz, kaybettiremez. Cehennem
ehlinin her biri, kendisi için görevlendirilmiş bir şahit, bir
de sürücü melekle gelir:
Sur'a da üfürülmüştür. İşte bu,
tehdidin (gerçekleştiği) gündür.
(Artık) Her bir nefis, yanında
bir sürücü ve bir şahid ile gelmiştir.
Andolsun, sen bundan gaflet
içindeydin; işte Biz de senin üzerindeki örtüyü
açıp-kaldırdık. Artık bugün görüş-gücün keskindir.
Onun yakını olan (ve yanından
ayrılmayan melek) dedi ki: "İşte bu, yanımda hazır durumda
olan şey."
Siz ikiniz (ey melekler), her
inatçı nankörü atın cehennemin içine,
Hayra engel olan, saldırgan
şüpheciyi,
Ki o, Allah'la beraber başka
bir ilah edinmişti. Artık ikiniz, onu en şiddetli olan azabın
içine atın. (Kaf Suresi, 20-26)
İşte
kafirler bu korkunç yere doğru yüzüstü sürüklenerek
götürülürler. Kuran'ın ifadesiyle "bölük bölük" cehenneme
doğru sevkedilirler. Ancak daha ulaşmadan, uzaktan cehennemin
korkusu yürekleri sarar. Çünkü cehennemin dehşet verici
homurtusu ve uğultusu uzaktan duyulur:
... kaynayıp-feveran ederken
onun korkunç homurtusunu işitirler. Öfkesinin şiddetinden
neredeyse patlayıp parçalanacak... (Mülk Suresi, 7-8)
Bir başka
ayette geçen bir ifadeye göre de, ateş, inkarcıları "uzak bir
yerden görür" ve "gazablı öfke"ye kapılır.
Ayetlere
göre, inkarcılar, dirilişle birlikte başlarına gelecekleri
hissetmeye başlarlar. Boyunları aşağılanmaktan ve utançtan
ötürü bükülmüştür. Başları düşmüş, dostsuz, yardımcısız
kalmış, gururları kırılmış, çökmüş durumdadırlar.
Utançlarından dolayı başlarını kaldırmadan gözlerinin ucuyla
bakarlar. Bir ayette şöyle denir:
Onları
görürsün; zilletten başları önlerine düşmüş bir halde, ona
(ateşe) sunulurlarken göz ucuyla sezdirmeden bakarlar. İman
edenler de: "Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem
kendi nefislerini, hem yakın akraba (veya yandaş)larını da
hüsrana uğratmışlardır" dediler. Haberiniz olsun; gerçekten
zalimler, kalıcı bir azab içindedirler. (Şura Suresi, 45)
Andolsun
Rabbine, biz onları da, şeytanları da mutlaka haşredeceğiz,
sonra onları cehennemin çevresinde diz üstü çökmüş olarak
hazır bulunduracağız. Sonra, her bir gruptan Rahman (olan
Allah)a karşı azgınlık göstermek bakımından en şiddetli
olanını ayıracağız. Sonra biz ona (cehenneme) girmeye kimlerin
en çok uygun olduğunu daha iyi biliriz. Sizden ona girmeyecek
hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin kesin olarak üzerine aldığı bir
karardır. Sonra, takva sahiplerini kurtarırız ve zulmedenleri
diz üstü çökmüş olarak bırakıveririz. (Meryem Suresi 68-72)
Gördün mü?
Ya (bu engellemek isteyen) yalanlıyor ve yüz çeviriyor ise. O,
Allah'ın gördüğünü bilmiyor mu? Hayır; eğer o, (bu tutumuna)
bir son vermeyecek olursa, andolsun, onu perçeminden tutup
sürükleyeceğiz; O yalancı, günahkar olan alnından. O zaman da
meclisini (yakın çevresini ve yandaşlarını) çağırsın. Biz de
zebanileri çağıracağız. (Alak Suresi, 13-18) |