|
Cehennemin
Kapıları, Karşılanma, Cehennemin Katları
Sonuçta
cehennemin kapısına varırlar. Cehennemin kapıları ise, her bir
kafir grubu için özel olarak var edilmiştir. İnsanlar Allah'a
karşı isyanlarının şiddetine göre sınıflara ayrılmışlardır.
Cehennemde de, Kuran'da belirtilen konumlarına ve kazandıkları
günahlara göre farklı azap tabakalarına yerleştirilirler. Bir
ayette şöyle denir:
(Allah) diyecek:
"Cinlerden ve insanlardan sizden önce geçmiş ümmetlerle
birlikte ateşe girin." Her bir ümmet girişinde kardeşini
(kendi benzerini) lanetler. Nitekim hepsi birbiri ardınca
orada toplanınca, en sonra yer alanlar, en önde gelenler için:
"Rabbimiz, işte bunlar bizi saptırdı; öyleyse ateşten kat kat
arttırılmış bir azab ver diyecekler. (Allah da:) "Hepsi için
kat kattır. Ancak siz bilmezsiniz" diyecek. (Araf Suresi, 38)
Bir diğer
ayette, cehennem içindeki farklı "kat"lardan şöyle söz edilir:
... onların
tümünün buluşma yeri cehennemdir. O'nun yedi kapısı vardır;
onlardan her bir kapı için bir grup ayrılmıştır." (Hicr
Suresi, 43-44)
Bu katların en
altında yer alan, diğer bir ifadeyle en büyük azapla
karşılaşanlar ise, iman etmedikleri halde mümin taklidi
yapmaya çalışmış olan ikiyüzlü "münafık"lardır. Kuran'da şöyle
denir:
Gerçekten
münafıklar, ateşin en alçak tabakasındadırlar. Onlara bir
yardımcı bulamazsın. (Nisa Suresi, 145)
Cehennem nefret
doludur, kafirlere doymaz, beşere azap vermeye susamıştır.
İçine atılan çok sayıda inkarcıya rağmen daha fazlasını ister.
O gün cehenneme
diyeceğiz: "Doldun mu?" O da: "Daha fazlası var mı?" diyecek.
(Kaf Suresi, 30)
Cehennem bir
kere yakaladığını sonsuza kadar alıkoyar. Allah, ayetlerde
cehennemi şöyle tarif etmektedir:
Onu Ben,
cehenneme sürükleyip-atacağım. Cehennem (sakar) nedir, sen
bilir misin? Ne alıkoyar, ne bırakır. Beşere delicesine
susamıştır. (Müddessir Suresi, 26-29)
Üstteki ayetten
anlaşıldığı gibi kafirler cehenneme "atılırlar". Bir diğer
ayette ise, kafirlerin cehenneme, adeta çöp gibi "dökülüverildiği"
bildirilir. (Şuara Suresi, 94)
KİLİTLENEN
KAPILARIN ARDINDAKİ SONSUZ HAYAT
Kafirler,
cehenneme girdiklerinde cehennemin kapıları üzerlerine
kapatılır ve olabilecek en dehşet verici görüntülerle
karşılaşırlar. Biraz sonra ateşe atılacaklarını ve bunun da
sonsuza kadar süreceğini anlamışlardır. Kapıların kapanması,
artık bir çıkışın ya da kaçışın olmadığını gösterir. Allah,
inkarcıların durumunu şöyle haber verir:
Ayetlerimizi
inkar edenler ise, sol yanın adamlarıdır (Ashab-ı Meş'eme).
"Kapıları kilitlenmiş" bir ateş onların üzerinedir. (Beled
Suresi, 19-20)
Karşı karşıya
kaldıkları azap, Kuran'ın ifadeleriyle
"büyük bir azap" (Al-i İmran Suresi, 176),
"şiddetli bir azap" (Al-i İmran Suresi,
4) ve "acıklı bir
azap"tır. (Al-i İmran Suresi, 21) İnsanın dünya
hayatında sahip olduğu kıstaslar, cehennem azabını tam olarak
kavramaya yeterli değildir. Birkaç saniye olsun ateşe veya
kaynar suya dayanamayan insan, sonsuza kadar sürecek bir ateş
azabını zihninde gerektiği gibi canlandıramaz. Hatta dünyadaki
ateşin verebileceği herhangi bir acı, cehennem azabının
şiddeti ile karşılaştırılamaz. Allah'ın azabının bir benzeri
yoktur:
Artık o gün hiç
kimse (Allah'ın) vereceği azab gibi azablandıramaz. Onun
vuracağı bağı hiç kimse vuramaz. (Fecr Suresi, 25-26)
Kuran'da
anlatıldığına göre, cehennemde tam anlamıyla bir hayat, ancak
her anı çok yönlü işkencelerle dolu bir hayat söz konusudur.
Cehennemdeki bu hayat ise, aşağılanmanın, rezilliğin,
sefilliğin, fiziksel ve psikolojik eziyetlerin, işkencelerin
çok çeşitli uygulamalarından oluşur. Cehennemdeki azabı
dünyadaki herhangi bir şeyle kıyaslamak elbette mümkün
değildir.
Cehennem ehli
beş duyusuyla da azap çeker. Gözü dehşet verici ve iğrenç
görüntüler görür; kulağı korkunç ve acı veren sesler,
uğultular, gürültüler, çığlıklar, inlemeler, haykırışlar
duyar; burnu olabilecek en pis ve tiksinti verici kokularla
dolar; dili en iğrenç tadları, en dayanılmaz acıları hisseder;
derisi ve tüm vücudu, tek bir hücresi eksik kalmamak üzere
yanar, şiddetli acılar içinde kıvranır. Bir türlü ölüp yok
olmaz. Kuran'daki ifadeyle "ateşe ne
kadar dayanıklıdırlar". (Bakara Suresi, 175)
Derileri yenilenir, azapta hiçbir kesinti ve hafifleme olmadan
aynı işkence sonsuza doğru gider. Yine Kuran'daki ifadeyle
artık kafirler "sabretseler de
birdir, sabretmeseler de". (Tur Suresi, 16)
En az fiziksel
acılar kadar şiddetli manevi azaplar da vardır. Aşağılanır,
horlanır, rezil olur, pişman olur, çaresizliğini ve
ümitsizliğini düşündükçe yüreği yanar, kan ağlar. Sonsuzluk
aklına geldikçe mahvolur. Öyle ki, azap bir milyon yıl sonra
veya bir milyar yıl sonra ya da trilyonlarca yıl sonra sona
erecek olsa bu onun için büyük bir umut ve sevinç kaynağı
olurdu. Ama azabın bir daha hiç sonunun gelmeyeceğini,
cehennemden hiçbir zaman çıkış olmayacağını bilmenin verdiği
ümitsizlik hissi dünyadaki herhangi bir ümitsizlik hissiyle
kıyaslanamayacak bir duygudur.
Kuran'daki
tasvirlerden anlaşıldığına göre cehennem, pis kokusu, dar,
gürültülü, karanlık, isli, dumanlı, izbe ve tekin olmayan
mekanları, hücreleri kavurucu sıcaklığı, en iğrenç yiyecek ve
içecekleri, ateşten elbiseleri, kül rengi zeminiyle sonsuza
kadar artan azabıyla azap sanatının en ince ayrıntılarına
kadar sergilendiği bir mekandır. Ancak söz konusu ortamı,
fikir vermesi açısından bazı yönlerden, nükleer savaş
sonrasındaki dünyayı tasvir eden filmlerdeki karanlık,
alabildiğine pis, iğrenç, bunaltıcı ortamlara benzetebiliriz.
Elbette böyle bir mekanda ona uygun bir hayat söz konusudur.
Cehennem ehli duyar, konuşur, tartışır, kaçmaya çalışır,
ateşte yakılır, azabın hafifletilmesini ister, susar, acıkır,
pişmanlık duyar. Şuuru çok açıktır.
Bu ortamda
cehennemlikler pis ve iğrenç mekanlarda hayvanlar gibi
yaşarlar. Yiyecek olarak yalnızca zakkum ağacını veya darı
dikenini bulabilirler. İçecek olarak ise irin, kan ve kaynar
sudan başka bir şeyleri yoktur. Bu arada ateş onları her
yanlarından kuşatmıştır. Yanan derilerinin yerine yenileri
yaratılır. Böylece ateşin verdiği acı, kesintisiz bir şekilde
hiç hafiflemeden devam eder. Derileri dökülmüş, etleri yanmış,
bütün vücutları yanık, kan, irin içinde olduğu halde
zincirlere vurulur ve kırbaçlanırlar. Tasmalandırılır, elleri
boyunlarına bağlı olarak daracık yerlere atılırlar. Zebaniler
tarafından ateşten yataklara yatırılırlar, üzerlerine
örttükleri örtüler bile ateştendir. Bu azaptan kurtulabilmek
için sürekli feryat ederler, yalvarırlar, ama kendilerine
cevap bile verilmez. En azından, bir günlük de olsa azabın
hafiflemesini isterler, ama yine aşağılanma ve azapla karşılık
görürler.
Cehennemde bütün
bu olanlar kesin birer gerçektir. Bugün dünyada sürdürdüğümüz
hayat kadar, hatta daha da gerçektirler.
Allah'a, O'nun
tam olarak istediği gibi değil, bir ucundan ibadet edenler
(Hac Suresi, 11); "nasıl olsa Allah bağışlar" diyerek günah
işleyip de azapta belirli bir süre kalacaklarını umanlar (Al-i
İmran Suresi, 24); Allah'tan başka ilahlar edinerek, para,
mevki, kariyer gibi kavramları hayatlarının amacı haline
getirenler; Allah'ın dinini kendi istekleri doğrultusunda
değiştirenler, Kuran'ı şahsi menfaatlerine göre yorumlayıp
çarpıtanlar, imandan sonra inkara sapanlar, kısacası bütün
kafirler, müşrikler ve münafıklar hepsi cehenneme
getirilirler. Bu, Allah'ın kesin bir sözüdür ve
gerçekleşecektir:
Eğer biz dilemiş
olsaydık, her bir nefse kendi hidayetini verirdik. Fakat
benden çıkan şu söz gerçekleşecektir: "Andolsun, cehennemi
cinlerden ve insanlardan (inkar edenlerle) tamamıyla
dolduracağım." (Secde Suresi, 13)
Bu
insanlar da zaten cehennem için özel olarak yaratılmışlardır:
Andolsun,
cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi
yarattık (hazırladık). Kalbleri vardır bununla
kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler,
kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir,
hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır. (Araf
Suresi, 179)
|